SON DAKİKA
--:--:--

2027 Bütçesi TBMM’de…. İYİ Partili Dalgın: “Türkiye’de ne kadar adalet ve kalkınma bıraktılarsa, bu bütçede de o kadar dayanıklılık, refah, dönüşüm vardır”

İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, “Bu bütçe bir refah bütçesi değil, bir darlık bütçesidir. Bu bütçe bir dayanıklılık değil, bir kırılganlık bütçesidir ve bu bütçe maalesef bir dönüşüm bütçesi değil bir vasatlık bütçesidir” dedi.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
2027 Bütçesi TBMM’de…. İYİ Partili Dalgın: “Türkiye’de ne kadar adalet ve kalkınma bıraktılarsa, bu bütçede de o kadar dayanıklılık, refah, dönüşüm vardır”

(ANKARA) – İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, “Bu bütçe bir refah bütçesi değil, bir darlık bütçesidir. Bu bütçe bir dayanıklılık değil, bir kırılganlık bütçesidir ve bu bütçe maalesef bir dönüşüm bütçesi değil bir vasatlık bütçesidir” dedi.

Dalgın, 2027 bütçesine ilişkin partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 2027 Bütçe Teklifi’nin TBMM Plan ve Komisyonu’na sunulduğunu anımsattı.

Bütçe’nin aşağı yukarı 27,5 trilyon lira olduğuna işaret eden Dalgın, “Yani devletimiz, ‘Günde 75 milyar lira para harcayacağım, 64 milyar lira para toplayacağım, her gün 11 milyar lira da açık vereceğim’ diyor. Bizim paramızla yapılacak olan şeyin genel hatları bunlar. Bu aileler için de şirketler için de devletler için de böyle. Bir ailede aile babası gidip parayı kumarda harcıyorsa onun önceliği bellidir. Bir şirket zor durumdayken patron gidip kendisine lüks araba alıyorsa onun önceliği de bellidir. Aynı şekilde bu bütçe de devletimizin önceliklerini tespit ediyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın bütçeyi “dayanıklılık”, “refah” ve “dönüşüm” adı altında tarif ettiğine işaret eden Dalgın, “Bunun bir kısa bir de uzun cevabı var. Kısaca cevap şudur: Türkiye’de ne kadar adalet ve kalkınma bıraktılarsa, bu bütçede de o kadar dayanıklılık, o kadar refah, o kadar dönüşüm vardır. Bu bütçe bir refah bütçesi değil, bir darlık bütçesidir. Bu bütçe bir dayanıklılık değil, bir kırılganlık bütçesidir ve bu bütçe maalesef bir dönüşüm bütçesi değil, bir vasatlık bütçesidir” şeklinde konuştu.

“PARAMIZIN ÖNEMLİ BİR KISMI FAİZE GİDİYOR”

Dayanıklılık deyince ilk akla gelenin faiz olduğunu belirten Dalgın, “Çünkü paramızın çok önemli bir kısmı faize gidiyor. Bu hükümet günde 11 milyar lirayı faize harcıyor. Senede 4 trilyon lira. Dile kolay. Gerçi bu fon rezaletinden sonra milyonlar, milyarlar, trilyonlar havada uçuşuyor. Trilyon dediğimiz şey milyon kere milyon. 12 tane sıfırdan bahsediyoruz. 4 trilyon büyük bir rakam. 5 liralık verginin 1 lirası faize gidiyor demek. Aynı zamanda ‘Bu yıla göre önümüzdeki yıl yüzde 43 daha fazla faiz ödeyeceğim’ diyor. Yüzde 43 enflasyon hedefinin iki katı kadar demek” dedi.

Ekonomi programını ilk günden bu yana “tersine Robin Hood programı” olarak değerlendirdiğini söyleyen Dalgın, şöyle konuştu:

“Robin Hood zenginden alıp fakire dağıtıyordu. Bu program ise bilhassa orta direkten alıp zenginlere, yani Balıkesir’den alıp Londra’ya, Konya’dan alıp New York’a, Diyarbakır’dan alıp Dubai’ye dağıtıyor. Aynen devam edeceğiz diyorlar. Ama bu 4 trilyon lirayı kafamızda biraz daha canlandıralım. Bu memleketin iç ve dış güvenliğe ayıracağı toplam para 3,5 trilyon lira. Dolayısıyla bu bütçe, daha fazlasını faize ödeyeceğim diyor. Böyle mi dayanıklılık sağlayacaksınız?

“FAİZ KADAR İLAVE BORÇLANACAĞIZ”

İşin daha da vahimi, faiz kadar ilave borçlanacağız. Peki bu ne demek? Faizini bile bütçesiyle ödeyemeyen bir devlet yapısıyla karşı karşıyayız. Faizini bile borçlanarak ödeyen bir devlet var karşımızda. Hazineyi getirdikleri hal budur. Faizini kaynaklarıyla ödemeyi geçtim, hepsini borçlanıyor. Allah aşkına bir iş böyle gider mi? Ailenizden bunu düşünsenize. Böyle bir şeyin olma ihtimali var mı? Üstüne üstlük Hazine’nin borcu zaten 16 trilyon. Bunu 20 trilyon yapacağım diyorlar. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin başladığı 2018 yılında Hazine’nin borcu 1 trilyondu. Bu memleketin Cumhuriyet’in ilk gününden 2018’e kadar yaptığı borç 1 trilyon liraydı. Bu borcun karşılığında biz okuduk, yollar ve köprüler yapıldı, GAP yapıldı, tren yolları yapıldı, hastaneler yapıldı. 95 senenin neticesinde 1 trilyon borç vardı. Bu arkadaşlar bu 1 trilyonu bu sene sonunda 20 trilyon yapacağız diyorlar. İşi getirdikleri hal budur. Borç yiğidin kamçısı falan değil, borç alan emir alır. Bu iş sadece bir finansal mesele değil, bu iş aynı zamanda bir milli güvenlik problemidir.”

“REFAHLA DEĞİL, DARLIKLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Bütçe için yapılan refah tanımlamasına “Refahla değil, darlıkla karşı karşıyayız” diyerek tepki gösteren Dalgın, şunları kaydetti:

“Milli gelir oranları ve milli gelir büyümesi ile başlayalım. Türkiye 2 senedir dünya ile aynı hızda büyüyor. Gelişmekte olan bir ülke için, genç nüfusuyla övünen bir ülke için, yükselen piyasa olma iddiasında bir ülke için dünya ile aynı hızla büyümek çok korkunç bir şeydir. Dünyadan en az 1,5 kat hızlı büyümemiz gerekir ki aş yaratalım, iş yaratalım. Sokakta gördüğümüz aş yaratamayan, iş yaratamayan tablo zaten bunun neticesidir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı kişi başı milli gelir rakamlarını söylemeyi çok seviyor. ’20 bin dolar milli gelir’ diyor. Vatandaşlarımız zaten 20 bin dolar kişi başı milli gelir olmadığını biliyorlar. Türkiye’nin sadece yüzde 30’u bu rakamın üzerinde. Yüzde 70’i bunun çok altında. 81 vilayetin sadece 13 tanesi bu ortalamanın üzerinde, 78 tanesi bunun altında. Bu refah, topluma yayılan bir refah değil. Orta direğe yayılan bir refah değil, Anadolu’ya yayılan bir refah değil. 

“KURUMLARDAN 1 ALIRKEN ORTA DİREKTEN 5 ALIYOR”

İktidar ayrıca ‘Yüzde 21 enflasyon yapacağım’ diyor. Vergiler ne kadar artacak diye bakıyoruz. ‘Yüzde 36 artacak’ diyor. Yüzde 21 enflasyon varken, yüzde 36 vergi arttıracaksanız, üstelik bunu orta direğin sırtına yıkacaksanız buradan refah çıkmayacağını net bir şekilde itiraf etmiş oluyorsunuz. Üstüne üstlük vergiler kamçısı, her zamanki gibi orta direğin sırtında şaklıyor. Biliyorsunuz orta direğin ödediği üç tane büyük vergi var; biri KDV. Alışveriş yaparken ödüyoruz, çaktırmadan alıyorlar. İkincisi özel tüketim vergisi. Belli ürünleri alırken ödüyoruz, yine çaktırmadan alıyorlar. Üçüncüsü ise bordrodan cart diye kesilen gelir vergisi. Bu da pek görülmeden alınıyor. Ancak bordromuzu alıp ekstraya bakarsanız görüyorsunuz. Bu üç büyük verginin toplamı, kurumlar vergisinin 5 katı. Yani kurumlardan 1 alırken, orta direkten 5 alıyor. Ondan sonra da refah diyor. Hangi refah?”

“BÜTÇENİN SADECE 40’TA 1’İ REEL SEKTÖRE GİDİYOR”

Kamu harcamalarındaki artışın ise yüzde 37,5 oranında hedeflendiğini belirten Dalgın, şöyle devam etti:

“Yani ‘Ben güldür güldür harcamaya devam edeceğim’ diyor. Bunun neticesinde de tabii ki enflasyon düşmüyor. Enflasyonla ilgili bizim t + 2 kuralımız var. Peki bu nedir? Hükümet yetkilileri enflasyonun her zaman iki sene sonra tek haneye düşeceğini söyler. 2021’de 2023’ü işaret eder, 2022’de 2024’ü işaret eder. Bu kural bozulmadan yıllarca sürdü. Bu kural yine bozulmuyor. 2029’u enflasyonda tek hane olarak işaret ediyorlar. 10 yıl boyunca bu işi beceremeyenlerin bir kez daha beceremeyeceğini söylemek için kâhin olmaya herhalde gerek yok. Peki bütün bu paralar nereye gidiyor? Biliyorsunuz reel sektör bizim parti olarak üzerinde çok durduğumuz bir alan. Çok üzülerek söylüyorum ki reel sektöre bütçenin zekâtı veriliyor. Bütçenin sadece 40’ta 1’i reel sektöre ayrılıyor. Sadaka verir gibi, zekat verir gibi reel sektöre para ayırıyorlar. Aşağı yukarı 4,5 milyar dolar gibi bir para ayırıyor. Bu rakam Türkiye’nin en büyük 1000 sanayi şirketinin 2 aylık finansal gideri kadar. Yani bir derde deva olacak durum yok. Reel sektör tarafı böyle de tarım farklı mı?

“ÇİFTÇİLER, HÜKÜMETTEN 100 MİLYAR DOLAR ALACAKLI”

Tarım da farklı değil. Bir taraftan gıda enflasyonu diye şikâyet ediyorlar ama tarımın arkasında ne kadar duruyorlar diye baktığımızda, tablo pek değişmiyor. ‘1,3 trilyon para, yani 23 milyar dolar para ayırıyorum’ diyorlar. Bu rakam büyük gibi gözüküyor ama gelin tercüme edelim. Bu 1,3 trilyon lira, borsa rezaletinde sadece eylül ayı içinde vatandaşlarımızın cebinden çıkan paranın yarısından biraz fazla. 2,2 trilyon gitti, 1,3 trilyon ise tarıma verdiği toplam destek var. Bunun ötesinde bu rakam direkt olarak verilen bir destek de değil. Burada tarımsal kredi destekleri var, yatırım ödenekleri var, destek programları var, tarımsal kitlerin destekleri var. Yani bu para çiftçinin cebine doğrudan girmiyor. Halbuki tarım kanunu gayet açık. Milli gelirin yüzde 1’ini vereceksin diyor. Ancak vermiyorlar. 20 yılda vermeleri gereken para 177 milyar dolardı. Verdikleri para ise 71 milyar dolar. Yani çiftçiler hükümetten 100 milyar dolar alacaklı.”

“DÖNÜŞÜM YERİNE VASATLIKLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Bütçe’deki “dönüşüm” vurgusuna ilişkin Dalgın, şunları kaydetti:

“Türkiye’de imalat sanayindeki 5 işten 4 tanesi düşük ve orta düşük teknoloji seviyesinde. Yapay zekâ ve robot devrimi gümbür gümbür geliyor. Türkiye’yi çeyrek asırdır yönetenler bununla ilgili hiçbir şey yapmamış. 5 işten 4’ü risk altında. Bu işler giderken, siz ne yapacaksınız? Tekstilde yüz binlerce iş göz göre göre gitti, öylece seyrediyorsunuz. Sadece sosyal yardım vermek bu iş olmaz. Türkiye’nin daha fazla üreten, daha fazla yatırım alan ve daha fazla istihdam sağlayan bir ekonomi olması icap eder. Bir başka örnek, ihracatımızdaki yüksek teknolojideki ürünlerin oranı 25 senedir değişmiyor, yüzde 4. Madem bir dönüşüm yapıyorsunuz, madem böyle bir iddianız vardı, çeyrek asırda bunu niye yukarıya doğru taşıyamadınız? Dönüşüm var ama nasıl bir dönüşüm var, biliyor musunuz? Bir kafe latte ekonomisine dönüşüm var. Türkiye en azından 60 sene boyunca bir imalat sanayi ihracatçısı olma yolunda elinden geleni ardına koymadı. Bir sürü fabrika yaptı, yan sanayi geliştirdi, teknolojiye yatırım yaptı. Neticede hükümet, özellikle son 7-8 senedir ekonomiyi bir kafe latte ekonomisine döndürdü. Fabrikalar yerine onlarca kahve zinciriyle bir ekonomik yapı kurdu. Kahveci zincirleri olsun ama bir ekonomi sadece bunun etrafında ilerleyemez. Demek ki dönüşüm yerine bir vasatlıkla karşı karşıyayız.”

Yorum Yap

Benzer Haberler
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği: Gazetecilik suç değildir, İsmail Arı derhal serbest bırakılmalıdır
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği: Gazetecilik suç değildir, İsmail Arı derhal serbest bırakılmalıdır
Türkiye Gazeteciler Sendikası: Meslektaşımız İsmail Arı derhal serbest bırakılmalıdır
Türkiye Gazeteciler Sendikası: Meslektaşımız İsmail Arı derhal serbest bırakılmalıdır
Adalet Peşinde Aileleri’nden İskenderun Devlet Hastanesi için adalet çağrısı
Adalet Peşinde Aileleri’nden İskenderun Devlet Hastanesi için adalet çağrısı
DEM Partili Koca, ANKA’nın İskenderun Devlet Hastanesi haberini TBMM gündemine taşıdı
DEM Partili Koca, ANKA’nın İskenderun Devlet Hastanesi haberini TBMM gündemine taşıdı
Adalet Bakanı Akın Gürlek: Fon soruşturmasında 88 kişi tutuklandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek: Fon soruşturmasında 88 kişi tutuklandı
İstanbul Barosu davasında verilen beraat kararına savcılığın itirazını istinaf reddetti
İstanbul Barosu davasında verilen beraat kararına savcılığın itirazını istinaf reddetti
Gündeyoğunun Güçlü Sesi
Antep Manşet

Antepmanset ile Gaziantep’in nabzını anbean takip edin. Gündemden siyasete, ekonomiden şehir yaşamına, kültür-sanattan yerel etkinliklere kadar Gaziantep’e dair en güncel gelişmeleri tek adreste keşfedin. Şehrin ritmini yakalayın, hiçbir detayı kaçırmayın.

2026 Antep Manşet © Tüm hakları saklıdır. Gaziantep Haberleri