Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin Silivri’de görülen “makam aracı” davasındaki savunmasında, “Bu davaların hiçbirisi hukuki bir zeminde hazırlanmış davalar değildir. Tümüyle hukuksuz düzenek içerisinde, aşama aşama muhalifleri gözaltına almak, mahkemelere taşımak, tutuklamak, hapse atmak… Bunun adı cumhurbaşkanı adayı olabilir, bunun adı muhalif belediye başkanı olabilir, bunun adı muhalif gazeteci olabilir, bunun adı muhalif düşünceye sahip insan olabilir” dedi.
Haber: Çağatan AKYOL
(İSTANBUL) – Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin Silivri’de görülen “makam aracı” davasındaki savunmasında, “Bu davaların hiçbirisi hukuki bir zeminde hazırlanmış davalar değildir. Tümüyle hukuksuz düzenek içerisinde, aşama aşama muhalifleri gözaltına almak, mahkemelere taşımak, tutuklamak, hapse atmak… Bunun adı cumhurbaşkanı adayı olabilir, bunun adı muhalif belediye başkanı olabilir, bunun adı muhalif gazeteci olabilir, bunun adı muhalif düşünceye sahip insan olabilir” dedi.
Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davanın görülmesine devam ediliyor. İmamoğlu’nun kullandığı makam aracının İmamoğlu İnşaat’tan belediyeye bedelsiz tahsis edildiği, özel bir şirkete ait aracın belediye başkanının makam aracı olarak kullanıldığı, aracın yakıt, lastik, bakım ve onarım giderlerinin belediye bütçesinden karşılandığı gerekçesiyle “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla İmamoğlu hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce açılan 12 sanıklı davanın ikinci duruşması, Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki 2 No’lu salonda yapılıyor. Duruşmada, İmamoğlu ile YENİ Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş ve İBB Davası’nda tutuklu yargılanan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş hazır bulundu.
“VURGUNLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
Duruşmada ilk olarak İmamoğlu’nun savunması alındı. Hakkında açılan davalara değinen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bu davaların hiçbirisi hukuki bir zeminde hazırlanmış davalar değildir. Tümüyle hukuksuz düzenek içerisinde, aşama aşama muhalifleri gözaltına almak, mahkemelere taşımak, tutuklamak, hapse atmak… Bunun adı cumhurbaşkanı adayı olabilir, bunun adı muhalif belediye başkanı olabilir, bunun adı muhalif gazeteci olabilir, bunun adı muhalif düşünceye sahip insan olabilir. Yani bana göre 87 milyonun büyük bir kısmı bu kavramın içine girebilir. Dolayısıyla benim buradaki durumumun, açık ve net olarak ifade ediyorum ki milletimizin çok büyük bir bölümünü, en az yüzde 75’ini, 80’ini temsil ettiğimi düşünüyorum ancak hatırlatırım ki kaybeden milletimiz oluyor. Yani kaybeden, esas zarara uğrayan, zararın bedelini maddi manevi ödeyen 87 milyon yurttaşımız oluyor.
Kişisel makam, mevki, menfaat için yargıyı da kullanarak yürütülen bu operasyonların, yapılan vurgunların sadece son 5-6 yıldaki maliyetinin maddi olarak 600 milyar dolar olduğunu belirtmek isterim. Şurada gözümüzün önünde eriyen İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndaki Türkiye’nin gerçek tüzel kişileri, gerçek şirketlerinin kaybı bile haftalar içerisinde trilyonları bulmuştur. Bu kadar açık ve net bir vurgunla milletçe karşı karşıyayız.
“UYAN EY HALKIM”
Net olarak ifade ederim ki yoksullaştık. Açlık sınırının altında hane sayısı neredeyse artık toplumun yarısından fazladır. Ben buradayım, buradan haykırıyorum. Uyan ey halkım, ayağa kalk ey halkım diye haykırıyorum. Haykırmaya da devam edeceğim. Hatta ekliyorum. Korkma ey halkım diye de ifade ediyorum. Bu benim sorumluluğum çünkü ben 16 milyonu, dünyanın en güzel şehri İstanbul’un iradesini temsil ediyorum. Çünkü ben, 15,5 milyon yurttaşımızın sel olup akarak oy kullanan, kullanıp ön seçimle cumhurbaşkanı adayı ilan ettiği kişiyim. Tarihte bir benzeri yoktur böylesi bir tercih sürecinin. Dolayısıyla sorumluluğumu biliyorum ve bu sorumluluğun yükünü taşımaktan da onur duyuyorum. İfade ediyorum ki sorumluluğum çok büyüktür. Kurulmak istenen rejimin, kara düzenin, vurguncu sistemin ve Türkiye tarihinde asla kabul edilmeyecek mekanizmaların bizim bu tarihimizde ne bir yeri vardır ne de Türkiye’nin geleceğinde bir yeri olacaktır. Mücadelemin adı tam olarak da budur.
“ESNAFLIĞI ÖĞRENEREK BÜYÜDÜM”
Ben 5 yaşından beri esnaflığı öğrenerek büyüdüm. Esnaflığı öğrenmek çok kutsaldır. Hiçbir fakülteye, hiçbir eğitim sahasına benzemez. Bu kadar uygulamalı, eğer alabilecek kapasiteniz varsa, eğer iyi bir eğiticiniz varsa, eğer çevrenizdeki insanların o esnaflık ruhuyla besleniyorsanız hayatınızı en ulvi şekilde destekleyen bir süreçle hayata katılır ve yetişirsiniz. İşte tam da böyle ticareti, esnaflığı, tacir olmayı, kâr zarar nedir, iyi bilirim. Her esnafın, tacirin bir defteri vardır. O defterin iki sütunu vardır. Bir yanda gelir, diğer yanda gider. T cetveli. Yani her esnaf gelene de bakar, gidene de bakar. Sonra hesabı kapatır. Kâr mı, zarar mı? İki tarafa da T cetvelinin iki sütununa da bakar ve öyle karar verir; kar mı, zarar mı diye. Burada, 20 mahkemede de olduğu gibi iddia makamının önünüze koyduğu defterin ise sadece tek bir sütunu vardır. Bu sütun, sadece giderler yazılan sütundur. Mazot, bakım, lastik, toplam 122 bin 305 lira. Yani burada dünyanın en büyük zulmünü, en büyük mezalimini, işkencesini yaşayan bizleri, bugün tam da burada, ya mazot, bakım, lastik neden bahsediyorsun Ekrem, diye halkım düşünecektir.”
(Sürecek)
Antepmanset ile Gaziantep’in nabzını anbean takip edin. Gündemden siyasete, ekonomiden şehir yaşamına, kültür-sanattan yerel etkinliklere kadar Gaziantep’e dair en güncel gelişmeleri tek adreste keşfedin. Şehrin ritmini yakalayın, hiçbir detayı kaçırmayın.
Yorum Yap