SON DAKİKA
--:--:--

Mahmud Abbas, BM Genel Kurulu’na video mesajla hitap etti: “Filistin halkı yerinden edilmeyi kabul etmeyecek”

Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, ABD yönetiminin vize vermemesi nedeniyle katılamadığı Birleşmiş Milletler (BM) 81’inci Genel Kurulu’na video mesajla hitap etti. Abbas, Filistin halkının tarihin en tehlikeli dönemlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Filistin halkı yerinden edilmeyi kabul etmeyecek ve yok olmayacaktır” dedi.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Mahmud Abbas, BM Genel Kurulu’na video mesajla hitap etti: “Filistin halkı yerinden edilmeyi kabul etmeyecek”

(ANKARA) – Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, ABD yönetiminin vize vermemesi nedeniyle katılamadığı Birleşmiş Milletler (BM) 81’inci Genel Kurulu’na video mesajla hitap etti. Abbas, Filistin halkının tarihin en tehlikeli dönemlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Filistin halkı yerinden edilmeyi kabul etmeyecek ve yok olmayacaktır” dedi.

ABD yönetimi tarafından vize verilmemesi nedeniyle New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 81’inci Genel Kurulu’na katılamayan Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın, salonda video mesajı gösterildi. Abbas, şunları söyledi:

ABD’YE VİZE TEPKİSİ

“Filistin delegasyonunun, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına şahsen katılmak ve New York’a ulaşmak için gerekli giriş vizelerinin verilmemesinde üst üste ikinci yıl yaşanmaktadır. Bu hukuka aykırı ve cezalandırıcı tedbirleri reddediyoruz. Bunların dayandırıldığı suçlamaları ve gerekçeleri de reddediyoruz. Yükümlülüklerimizi yerine getirdiğimizi; uluslararası hukuka bağlılığımızı, şiddet ve terörden uzak durma taahhüdümüzü, iki devletli çözüme olan bağlılığımızı ve uluslararası meşruiyet kararları temelinde barış arayışımızı sürdürdüğümüzü teyit ediyoruz.

Ayrıca Filistin halkının ve liderliğinin, işgale son verilmesini talep ettikleri veya Birleşmiş Milletler’e, Uluslararası Adalet Divanı’na ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurdukları için cezalandırılmaması gerektiğini de teyit ediyoruz. Uluslararası hukuka ve onun kurumlarına başvurma tercihimiz, barışçıl ve medeni bir tercihtir; barışa aykırı bir eylem değildir. Filistin delegasyonunun, BM Genel Merkezi’ne erişiminin engellenmesi, ev sahibi ülke olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin Birleşmiş Milletler’e karşı yükümlülüklerinin ihlalidir.

Bu nedenle Amerikan yönetimine, söz konusu yaptırım ve kısıtlamaları kaldırması, diyaloğa ve karşılıklı saygıya dönmesi ve iki devletli çözümün uluslararası meşruiyet temelinde hayata geçirilmesi ve barışın tesis edilmesi amacıyla bizimle ve uluslararası toplumla birlikte çalışması çağrısında bulunuyoruz. Uluslararası hukukun ve haklarını güvence altına almak amacıyla siyasi ve diplomatik eylemin yolunu seçen tarafı cezalandırmak yerine, barışın tesis edilmesi için çalışılmalıdır.

“FİLİSTİN HALKI TARİHİN EN TEHLİKELİ DÖNEMLERİNDEN BİRİYLE KARŞI KARŞIYA”

Bugün sizlere, Filistin halkının tarihindeki en tehlikeli dönemlerden biriyle karşı karşıya olduğu bir zamanda hitap ediyorum. Bu durum; uzun yıllardır süregelen tarihi adaletsizliğin, insanların topraklarından koparılmasının, sürgün ve mülteci durumunun, işgalin ve Filistin halkının kendi kaderini tayin etme, özgürlük ve bağımsızlık gibi temel haklarından mahrum bırakılmasının ardından yaşanmaktadır. Gazze Şeridi’nde halkımız, İsrail işgal güçlerinin elinde öldürme, yıkım, aç bırakma ve yerinden edilmeye yönelik girişimlerin yanı sıra, eşi benzeri görülmemiş bir insani felakete yol açan soykırım niteliğinde bir savaşa maruz bırakılmaktadır.

BATI ŞERİA VE KUDÜS’TE YERLEŞİM POLİTİKALARINA TEPKİ

Bu savaş; mahalleleri, şehirleri, kampları, kurumları, okulları, üniversiteleri, hastaneleri, camileri ve kiliseleri yok etmiştir. Ayrıca yaşamın temel ihtiyaçlarının tamamını ve gelecek nesillerin geleceğini hedef almıştır. Doğu Kudüs de dâhil olmak üzere Batı Şeria’da yerleşimci yayılmacılığı hız kazanmaktadır. Batı Şeria parçalanmakta, Kudüs ise izole edilmekte ve Yahudileştirilmektedir. İşgal güçlerinin koruması altında yerleşimci terörü tırmanırken; topraklara el koyma, evlerin yıkılması, kontrol noktaları ve baskınlar gibi suçlar; tamamı ırk ayrımcılığına, etnik temizliğe ve devlet terörüne dayanan bir yasalar, tedbirler ve uygulamalar sistemi altında devam etmektedir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi aracılığıyla uluslararası toplumu uzun zamandır uyarıyoruz: Uluslararası hukuku ihlal eden bu İsrail politikaları iki devletli çözümü yok edecektir. Şimdi yaşanan da tam olarak budur. Bugün, önümüzde duran ve bununla mücadele etmek için uluslararası eylem gerektiren daha büyük bir tehlikeye karşı uyarıda bulunuyoruz. Tehlike artık yalnızca iki devletli çözümün baltalanması ve Filistin Devleti’nin kurulmasının engellenmesiyle sınırlı değildir. Tehlike artık Filistin halkının kendi vatanındaki yaşamını ve varlığını dahi tehdit eder hale gelmiştir.

“YENİ BİR NEKBE’NİN YAŞANMASINA İZİN VERMEYİN”

Gazze’de, Batı Şeria’da ve Doğu Kudüs’te yaşananlar birbirinden bağımsız münferit olaylar değildir. Aksine bunlar, Filistinlilerin kendi vatanlarındaki yaşamlarını daha da zorlaştırmayı ve onları topraklarını terk etmeye zorlamayı amaçlayan kötü niyetli bir sömürgeci planın parçalarıdır. Bugün uyarıyoruz: Yeni bir nekbenin yaşanmasına izin vermeyin. 1948’de yaşananlara benzer yeni katliamların gerçekleşmesine izin vermeyin.

İsrail işgal güçlerinin koruması altındaki terörist çetelerin, içlerinde insanlar uyurken Filistinlilerin evlerini yakmasına izin vermeyin. Çocuklarımızın korku ve tehdit altında yaşamasına izin vermeyin. Bir kez daha bu Genel Kurul’un huzurunda soruyorum: Bazı devletler İsrail karşısında daha ne kadar sessiz kalmaya veya halkımıza karşı kullandığı silahları İsrail’e tedarik etmeye devam edecek? Dünya, Gazze Şeridi’nde ve Batı Şeria’da bunun yol açtığı büyük bedeli gördü.

Peki uluslararası toplum, Filistin halkını korumak, kendi topraklarındaki varlığını sürdürmesini güvence altına almak, İsrail işgaline son vermek ve uluslararası meşruiyet temelinde iki devletli çözümü hayata geçirmek için neyi bekliyor? Bu çözüm, sözde ‘Büyük İsrail’in kurulmasına yönelik sömürgeci projesini genişletmeyi ve Filistinlilerin varlığını tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan İsrail aşırılığından kaynaklanan tehdidin aksine, herkes için barışı güvence altına almaktadır.

TRUMP’IN 20 MADDELİK PLANI VE 2803 SAYILI KARAR

Başkan Donald Trump’ın 20 maddelik planını memnuniyetle karşıladık. Ayrıca 2803 sayılı Güvenlik Konseyi kararını ve ikinci aşamanın uygulanmasına yönelik yol haritasını da memnuniyetle karşıladık. Bunlar, halkımıza yönelik saldırıları ve insani acıları durdurmak, işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nden çekilmesini sağlamak ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına başlanmasını amaçlıyordu. Ancak üzülerek ifade etmeliyim ki bunların hiçbirinin sahada hayata geçtiğini görmedik.

İsrail’in Gazze’deki öldürme ve saldırıları devam ediyor; erkeklerin, kadınların ve çocukların hayatlarına mal oluyor. 2803 sayılı kararın kabul edilmesinin ve Barış Kurulu’nun oluşturulmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Belirlenen geçiş döneminin sona ereceği 2027 yılının sonuna kadar ise yalnızca bir yıl kalmış durumda. Bu nedenle, daha fazla zaman kaybedilmemesi ve ikinci aşamanın uygulanmasının hızlandırılması çağrısında bulunduk.

“TEK DEVLET, TEK HÜKÜMET, TEK HUKUK” VURGUSU

Geçiş döneminin, açık ve belirli bir zaman çerçevesine sahip siyasi bir perspektif olmaksızın kalıcı veya süresiz bir duruma dönüşmesine izin verilmemelidir. Aksine bu süreç; ‘tek devlet, tek hükümet, tek hukuk ve silah taşıma yetkisine sahip tek meşru yapı’ ilkesi doğrultusunda, Gazze Şeridi ile Doğu Kudüs de dâhil olmak üzere Batı Şeria’nın Filistin Devleti’nin ve onun meşru kurumlarının yönetimi altında yeniden birleştirilmesine yol açmalıdır.

Aşırılık yanlıları tarafından İslami ve Hristiyan kutsal mekânlarına, özellikle Kudüs’teki Mescid-i Aksa ve Kutsal Kabir Kilisesi’ne ve El Halil’deki İbrahimi Camii’ne yönelik gerçekleştirilen tehdit ve saldırılar, bu mekânların tarihî ve hukuki statülerinin yanı sıra ibadet özgürlüğünün de ihlalini teşkil etmektedir. Bunların, bölgede ve ötesinde daha geniş çaplı bir dinî çatışmaya dönüşmeden derhal durdurulması gerekmektedir. Hiç kimse böyle bir sonuçla karşı karşıya kalmak istemez.

UNRWA’YA DESTEĞİN SÜRDÜRÜLMESİ ÇAĞRISI

İsrail’in Kudüs ve Batı Şeria’daki Birleşmiş Milletler merkezlerine ve kurumlarına yönelik devam eden saldırıları da UNRWA’nın Filistinli mültecilere, özellikle eğitim, sağlık hizmetleri ve mesleki eğitim alanlarında destek ve yardım sağlama görevlerini sürdürme kapasitesini zayıflatmaktadır. Tüm devletlere ve uluslararası ve bölgesel kuruluşlara, mülteci meselesi çözüme kavuşturulmadığı sürece yerine geçebilecek başka bir kuruluş bulunmayan UNRWA’nın çalışmalarını desteklemeye devam etmeleri çağrısında bulunuyoruz. Bunun için sürekli mali desteğin ve siyasi desteğin yanı sıra UNRWA’ya yönelik bu saldırıların sona erdirilmesi gerekmektedir.

Özellikle E1 yerleşim planının uygulanmasına karşı da uyarıda bulunuyoruz. Bu plan, Batı Şeria’nın kuzeyini güneyinden ayırmayı, Doğu Kudüs’ü Filistin çevresinden izole etmeyi ve coğrafi olarak kesintisiz bir Filistin devletinin kurulmasını engellemeyi amaçlamaktadır. Bu durum, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acil ve sorumlu bir şekilde müdahalesini gerektirmektedir. Ayrıca Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararının uygulanmasını gerektirmektedir. Bu karar, Doğu Kudüs de dâhil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarındaki tüm yerleşim faaliyetlerinin durdurulması çağrısında bulunmaktadır.

İngiltere’nin yanı sıra diğer 12 ülkenin iki devletli çözümü korumak ve yerleşim ürünlerini yasaklamak amacıyla aldığı tedbirleri büyük takdirle karşılıyoruz. Ayrıca Fransa, Birleşik Krallık ve Kanada liderlerinin bu konuyla ilgili olarak New York’ta bir zirve düzenlenmesi yönündeki çağrılarını da takdir ediyoruz. Bunun yanı sıra Başkan Trump’a, geçtiğimiz Eylül ayında Arap ve İslam ülkelerinin liderlerine verdiği taahhütleri yerine getirerek Filistin topraklarının ilhakını engellemesi ve zorla yerinden edilmeyi reddetmesi çağrısında bulunuyoruz.

FİLİSTİN’İN ULUSAL REFORM PROGRAMI

İsrail’in topraklara el koyma uygulamalarını, Filistin kurumlarının tasfiye edilmesinden ve Filistin’in mali kaynaklarının tüketilmesinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Bunların tamamı, aynı sonuca götüren araçlardır: halkımızın kendi topraklarında direnme ve varlığını sürdürme kapasitesini zayıflatmak. Bu durum, halkımızın ulusal kurumlarını zayıflatmayı ve kendi devletimizin kurulmasını engellemeyi amaçlamaktadır.

İsrail hükümeti, Filistin halkına ait 6 milyar dolardan fazla parayı alıkoymaktadır. Alıkonulan tüm mali kaynaklarımızın derhâl serbest bırakılmasını, düzenli ve eksiksiz biçimde transfer edilmelerinin güvence altına alınmasını ve Oslo Anlaşması’nın ardından üzerinde mutabık kalınan Paris Ekonomik Protokolü uyarınca halkımıza ve kurumlarımıza uygulanan mali ve ekonomik kısıtlamalar ile ablukanın kaldırılmasını talep ediyoruz.

Uluslararası Barış Konferansı’nın düzenlenmesinin ve New York Bildirisi’nin kabul edilmesinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra, bugün sizlere tam bir güven ve sorumluluk içinde şunu söylüyorum: Verdiğimiz sözü yerine getirdik. Verdiğimiz sözü yerine getirdik. Halkımızın ve uluslararası toplumun önünde taahhüt ettiğimiz ulusal reform programını tamamladık. Kurumsal yönetimi, kamu mali yönetimini, şeffaflığı, hesap verebilirliği, yolsuzlukla mücadele tedbirlerini ve hukukun üstünlüğünü güçlendirdik. Sosyal koruma ve sosyal refah için ihtiyaç temelli, birleşik bir ulusal sistem oluşturduk.

Bu konudaki önceki yasa ve düzenlemeleri yürürlükten kaldırdık ve aldığımız tedbirlerin geçerliliğini doğrulayan bağımsız bir uluslararası denetim gerçekleştirilmesini sağladık. Ayrıca eğitim sisteminde reform yapmaya devam ettik ve ulusal kimliğimizi ve halkımızın haklarını korurken barış, hoşgörü ve başkalarına saygı değerlerini teşvik edecek şekilde, UNESCO ile iş birliği içinde uluslararası standartlara uygun ölçütler ve müfredatlar geliştirdik. Demokratik canlanma, kadınların ve gençlerin güçlendirilmesi yolunda da ilerlemeye devam ettik.

“TERÖRİZMİ VE AŞIRILIĞI HER BİÇİMİYLE REDDEDİYORUZ”

Yerel meclis seçimlerini ve Filistinli Öğrenciler Genel Birliği seçimlerini gerçekleştirdik. Bu yılın 28 Kasım’ında yapılacak yasama seçimlerine doğru ilerliyoruz. Bunu, Filistin Ulusal Konseyi kurumlarının yenilenmesinin tamamlanması ve ardından Filistin Devlet Başkanlığı seçimleri izleyecek. Filistin Devleti adına, inandığımız taahhütleri bir kez daha teyit ediyorum. Herkes için güvenlik ve barış arıyoruz. Kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, sivillere yönelik saldırıları reddediyoruz. Terörizmi ve aşırılığı her biçimiyle reddediyoruz. Antisemitizm, ırkçılık ve nefretle mücadele ediyoruz.

Çözümü kurtarmak, Filistin Devleti’nin kurulacağı toprakları korumakla ve bu topraklarda yaşayan halkı korumakla başlar. Filistin halkı kendi topraklarında kalacaktır. Filistin halkı yerinden edilmeyi kabul etmeyecek, yerinden edilmeyi kabul etmeyecek ve yok olmayacaktır. Ne askeri işgal, ne yerleşimlerin genişletilmesi, ne ilhak ne de yerleşimci terörü bir çözüm olabilir veya gerçek bir güvenlik sağlayabilir. Aynı zamanda bekleyip durmayacağız ve İsrail işgal devletinin hükümetlerinin bizim adımıza alacağı kararları kabul etmeyeceğiz.

“BAŞKENTİ DOĞU KUDÜS OLAN FİLİSTİN DEVLETİ KURULMASINA YOL AÇILMALI”

Bizim adımıza karar verme hakları yoktur. Başka bir halkın işgali ve onun meşru haklarının inkârı üzerine gerçek bir güvenlik inşa edilemez. Bizim kendi ulusal projemiz var. Halkımızı yerinden edilmeye karşı korumak, topraklarımızı ve toprak bütünlüğümüzü muhafaza etmek, kurumlarımızı demokratik yollarla yenilemek ve devletimizi inşa etmek; bunları uluslararası hukuka bağlı kalarak ve kendi kaderimizi tayin etme hakkımızı kullanarak gerçekleştirmek, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasına, aynı zamanda BM’nin 194 sayılı kararı uyarınca mültecilerin geri dönüşüne yol açacaktır.

Toprakların çehresi her geçen gün değişirken, çatışmayı yönetmeye yönelik yeni bir süreç istemiyoruz. İşgale son veren ve Filistinlilerin özgürlüğünü ve kendi kaderini tayin hakkını güvence altına alan bir süreç istiyoruz. Aynı zamanda İsraillilerin ve bölge ülkelerindeki tüm halkların güvenliğini ve barışını güvence altına alan bir süreç istiyoruz. Barış vizyonumuz açıktır. Filistin halkının kendi topraklarında kalması ve geleceğini kendisinin belirlemesi, Filistin Devleti’nin İsrail Devleti’nin yanında var olması, ve Filistin-İsrail barışının herkes için bölgesel entegrasyonun, iş birliğinin, refahın ve güvenliğin önünü açması.

“FİLİSTİN DEVLETİ’Nİ TANIYAN ÜLKELERİN SAYISI 160’A ULAŞTI”

Halkımızın yanında duran tüm ülkelere ve halklara teşekkür ediyoruz. Siyasi, insani ve ekonomik destek sağlayan, kurumlarımızı korumamıza ve halkımıza yardım ulaştırmamıza katkıda bulunan ülkelere ve halklara teşekkür ediyoruz. Ayrıca Filistin Devleti’ni tanıyan ülkelere de teşekkür ediyoruz. Bu ülkelerin sayısı artık 160’a ulaşmıştır. Henüz Filistin Devleti’ni tanımamış olan ülkelere de bunu yapmaları çağrısında bulunuyoruz. Aynı şekilde Filistin Devleti’ne, dünyanın diğer ulusları ve halklarıyla eşit şekilde Birleşmiş Milletler’de tam üyelik verilmesi çağrısında bulunuyoruz.

Son olarak, Filistin topraklarında ve diasporada yaşayan Filistin halkının oğullarına ve kızlarına sesleniyorum. Topraklarınıza, birliğinize ve meşru haklarınıza kararlılıkla sahip çıkarak en büyük gurur ve onur tablosunu ortaya koydunuz. Vatanımızı terk etmeyeceğiz ve kimsenin bizim yerimize geleceğimiz hakkında karar vermesine izin vermeyeceğiz. Kendi kararımızı kendimiz veririz. Özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın elde edilebilmesi ve bölgedeki herkesin, bölgedeki herkesin güvenlik, barış ve iyi komşuluk içinde yaşayabilmesi için uluslararası meşruiyete dayanan bir barışa el uzatıyoruz.”

Yorum Yap

Benzer Haberler
Orgeneral Bayraktaroğlu: TSK her türlü harekatı icra edebilecek kabiliyete sahiptir
Orgeneral Bayraktaroğlu: TSK her türlü harekatı icra edebilecek kabiliyete sahiptir
Ümit Özdağ: Türk askerinin Suudi Arabistan için riske atılmasına “hayır” diyoruz
Ümit Özdağ: Türk askerinin Suudi Arabistan için riske atılmasına “hayır” diyoruz
Ümit Özdağ, Turgutlu’da saldırıda yaralanan öğrenciyi ziyaret etti: Daha hızlı ve daha etkili önlemlerin alınması gerekiyor
Ümit Özdağ, Turgutlu’da saldırıda yaralanan öğrenciyi ziyaret etti: Daha hızlı ve daha etkili önlemlerin alınması gerekiyor
Özgür Özel, Alevi kurumlarının temsilcileriyle bir araya geldi
Özgür Özel, Alevi kurumlarının temsilcileriyle bir araya geldi
“Pembe Lotus” koleksiyonu Gazeteciler Cemiyeti Medya Sanat Galerisi’nde ziyarete açıldı
“Pembe Lotus” koleksiyonu Gazeteciler Cemiyeti Medya Sanat Galerisi’nde ziyarete açıldı
İBB Davası’nda 87’inci gün sona erdi… Etkin pişman Süleyman Atik:  O ses kaydı hukuksuz olduğu için iddianameye gireceğini düşünmemiştim
İBB Davası’nda 87’inci gün sona erdi… Etkin pişman Süleyman Atik: O ses kaydı hukuksuz olduğu için iddianameye gireceğini düşünmemiştim
Gündeyoğunun Güçlü Sesi
Antep Manşet

Antepmanset ile Gaziantep’in nabzını anbean takip edin. Gündemden siyasete, ekonomiden şehir yaşamına, kültür-sanattan yerel etkinliklere kadar Gaziantep’e dair en güncel gelişmeleri tek adreste keşfedin. Şehrin ritmini yakalayın, hiçbir detayı kaçırmayın.

2026 Antep Manşet © Tüm hakları saklıdır. Gaziantep Haberleri